Ben testi yapmak yerine, kendi kendime düşünüp, kendime bir kelime yakıştırmayı denedim. Onu da yapamadım, yakıştıramadım!
Bir gazetede köşe sahibi olsaydım neler yazardım acaba derken denemeye niyetlendim. Şimdilik bir patronum olmamasının da avantajını kullanarak içimden geldikçe. Arada sırada da keyifli söyleşiler. Söyleşileri sağ tarafta çok okunanlardan daha kolay bulabilirsiniz. Kitaplarıma da üzerlerine tıklayarak göz atabilirsiniz.
4 Şubat 2018 Pazar
Sizi Hangi Kelime Tarif Ediyor?
Ben testi yapmak yerine, kendi kendime düşünüp, kendime bir kelime yakıştırmayı denedim. Onu da yapamadım, yakıştıramadım!
Ayın Biri Kilisesi
Vefa Kilisesi İstanbul'daki 75 Rum Kilisesinden sadece biri. Büyük ihtimalle adını hiç duymadınız bile. Meryem Ana Ayazması da burada... Onu da duymamışsınızdır muhtemelen. Ama "Ayın Biri Kilisesi" dersem çoğunuz bilirsiniz. Büyükada'daki Aya Yorgi Kilisesi'yle birlikte, her dinden, her inanıştan insanların akın akın koşup kuyruklar olduğu meşhur kilise burası. En çok da Müslümanlar geliyormuş!!
Neden meşhur? Herkes orada dilediği dileklerinin gerçekleştiğini söylüyor da ondan.
Etiketler:
ayın_biri_kilisesi,
bileklik,
dilekler,
gümüş,
kolye,
malzeme,
takı,
Vefa_Kilisesi,
yüzük
27 Nisan 2017 Perşembe
Can Oba: Yemeği Yemek Yapan, Nerede Yediğin ve Kiminle Yediğindir.
Önceki hafta Sirkeci Garı'ndaki Çikolata Festivali sonrasında, o meşhur yemeklerini tatmış, daha müsait bir zamanda sohbet için anlaşmış, Kanyon'daki tatlı dükkanında buluşmaya karar vermiştik.
26 Nisan 2017 Çarşamba
Güneşten Korunmak Mı Korunmamak Mı?
"Yumurta kolesterolü yükseltiyor", "Pardon yükseltmiyormuş", "Tereyağı kalbe zararlı", "Pardon zararlı değilmiş", "Alkol sağlığa zararlı", "Sağlığınız için her gün bir kadeh kırmızı şarap için".
Ve... Tabi ki güneşten korunun!!
Bu henüz çürütülmedi. Nasıl çürütülsün?! Cesaret ister... Güneş koruyucusu satışları, kozmetikten önde gidiyormuş.
25 Nisan 2017 Salı
Yemek Stilisti Gamze Bursa, Yeni Kitabı No:22 ve Sürpriz Tarifleri
Etiketler:
425g,
avokadolu_somonlu_ekmek,
bonfile,
Gamze_Bursa,
ıslak kek,
karamelli_dondurma,
kinoa,
No:22,
restoran,
sarmısaklı_sıcak_pancar,
siyah_pirinç,
tarif,
trend,
yemek,
yemek_stilisti
12 Ocak 2017 Perşembe
Ne Yiyorsak Oyuz, O Yüzden Mi Zehir Saçıyoruz?
Önce Mono Sodyum Glutamat'ı duyduk. (MSG veya E621). Yiyeceklerin içerisindeki tadı öne çıkartmakla kalmayıp tat almamızı sağlayan bezlerin salgısını arttırdığı, illüzyon tatlar yaratıp beyin kimyamızla oynadığı, - Alzheimer's ve Parkinson'a sebep olabileceği -, retina dejenerasyonu (hasarı) yarattığı, - glukom'a, göz tansiyonuna yol açabileceği - iddia edilince iyice tırstık.
Etiketler:
aspartam,
AVM,
bakkal,
GDO,
gıda_analizi,
kasap,
manav,
mısır şurubu,
MSG,
pestisit,
plastik,
plastik_kaplar,
supermarket,
zehir
25 Mart 2016 Cuma
İşte Size Zenginlik
Bugün çocukluğumdan beri ilk defa paskalya yumurtası boyamaya kalkınca düşünmeden edemedim. Ne kadar zengin çocukluğumuz vardı bizim diye.
Zengin dedimse "Ben zenginim karanfil bırakmadım, gül bıraktım, ha ha ha," seviyesinde zenginlikten bahsetmiyorum tabi ki.
Bizim bir sürü bayramımız vardı. Hem Şeker Bayramı'mız hem Kurban Bayramı'mız hem Noel'imiz hem Paskalya'mız hem Pesah'ımız.
Etiketler:
kurban_bayramı,
Minions,
Ninja_Kaplumbağalar,
noel,
nostalji,
paskalya,
paskalya_yumurtası,
şeker_bayramı,
zenginlik
17 Mart 2016 Perşembe
Quartz Taşlar Her Derde Deva
Quartz taşların - ve tabi tüm diğer doğal taşların - masaj terapilerinde, enerji çalışmalarında, çakra dengelemelerinde, hatta sadece iyi hissetmek, nazardan/radyasyondan korunmak amaçlı kullanıldığını duymuşsunuzdur.
Bu taşların suya enerji katma amaçlı kullanılması da çok eski çağlara, Eski Yunan'a ve diğer kadim medeniyetlere dayanır.
(Suyun hafızası olduğunu aşağıdaki deneyi izleyerek görebilirsiniz.)
Bedenimizin %90'ı suyken, çevremizdeki enerjilerin, sözlü, sözsüz tüm etkenlerin suyla birlikte bizi olumlu ve olumsuz etkilemesi kaçınılmaz oluyor.
Kötü enerji yayan insanlardan uzak durun, kötü sözler söylemeyin, olumsuz düşünmeyin denmesi hep bundan. "İnsanız, etkileniyoruz"... Hatta daha da doğrusu "Suyuz, etkileniyoruz!"
Etiketler:
ametist,
aşk,
aventurine,
çakra,
fitness,
gemstones,
kalp_çakrası,
kök_çakra,
pembe_quartz,
quartz,
sakral_çakra,
solar_plexus,
şifa
28 Şubat 2016 Pazar
Anahtarlarım Nerede? Bebek Kız Mı Olacak, Erkek Mi??
Telefonu kaybedince çaldırıp buluyorsunuz da, anahtarlar veya gözlük söz konusu olduğunda iş zorlaşıyor.
Kahve falı bakan arkadaşınızı bulduğunuzda hemen fincanı kapatıyorsunuz da kendi kendinize bakmaya kalktığınızda "Yol var,", "Balık var," dan öteye geçemiyorsunuz.
Etiketler:
Bebek,
cevaplar,
kayıp,
kız_mı_erkek_mi,
pembe_quartz,
pendulum,
sarkaç
8 Aralık 2015 Salı
Yeni Yılda - ve her zaman - Mutlu Olmayı Seçiyorum
Yeni yılda bir sürü karar verilir ya.
Sonra çoğu ya unutulur ya ertelenir hani.
Ben de verdim.
Ama bu defa yeni yılın gelmesini beklemedim.
"Diyete pazartesi başlıyorum," sendromuna kaptırmadım kendimi.
Yeni yıl geldiğinde ben de onu yeni benle karşılayıp şaşırtacağım bu defa.
Yeni ben değilse bile yeni versiyonumla.
Yeni yılı şaşırtmak isteyenler, katılın hadi bana.
22 Mayıs 2015 Cuma
Tiramisu
Etiketler:
afiyet_olsun,
Anna_Vissi,
Psihedelia,
Tiramisu,
To Τιραμισου,
yunanca,
Άννα Βίσση,
Καλή Όρεξη,
Ψυχεδελια,
Ψυχεδελια_Lyrics
7 Mayıs 2015 Perşembe
Makyaj Dediğimiz İlüzyon Yaratmak
Yaşam da ilüzyondan ibaret değil mi zaten!?
Hem eğlenelim hem öğrenelim kapsamında yaptığım çalışmalara daha havalı adıyla "Make up artist", bildiğimiz şekliyle "Makyözlük" eğitimini de katınca maymun iştahlılık/yok canım, meraklı olmak/ hayır, hayır ne istediğini bilmemek şeklinde yorumlara maruz kalmam kaçınılmaz oldu tabi.
Etiketler:
düzeltici_makyaj,
eğitim,
ilüzyon,
kontür,
make_up_artist,
makyaj,
pop_art,
smokey_eyes
15 Ocak 2015 Perşembe
Mozzarella Yapmak Pek Kolaymış
Peynir atölyeleri beyaz peynir, kaşar ve hellimden sonra mozzarella ile devam etti.
Ben kolaydan başlayıp zora doğru gidiyoruz diye düşünürken en kolayı mozzarella çıktı. Sütü tencereye koymakla peyniri yemek arasında geçen zaman topu topu bir buçuk, iki saat tutunca o peynirlerden çakma bir pizza yapıp yemek bile mümkün oldu.
Etiketler:
evde_mozzarella,
evde_peynir,
evde_peynir_yapımı,
minik_mozzarella_topları,
mozzarella,
peynir,
peynir_atölyesi,
peynir_mayası
11 Aralık 2014 Perşembe
40 Yaş Üstü Makyaj
"Ben botoksumu, face lift'imi yaptırmışım, niye 40+ makyajı yapayım?" diyorsanız, tamam siz yapmayın... (Ama ne kadar çekilirse çekilsin, her sabah portakal suyu içer gibi vitamin iğnesi de yaptırsanız, o cilt eskisi kadar elastiki değil tabi ki...) Bu yazı harbi 40 yaş üstü olanlar için. Diğerleri için teenager makyajı yazacağım daha sonra 😀
Başlıyorum!
Etiketler:
40_yaş_üstü_makyaj,
göz_rengine_göre_makyaj,
makyaj,
olgun_makyaj
10 Aralık 2014 Çarşamba
Hellim Peyniri
Evde beyaz peynir ve kaşar peyniri yapmayı öğrenerek başlayan peynir maceramız, hellim ile devam etti.
Ben en çok hellimden keyif aldım. Öğleyin çiğ sütü kaynatarak başlayıp, Happy Hour'a kızarmış hellim yetiştirebilmiş olmanın bunda önemli bir payı da var galiba.
Tekrar tekrar anlatmayayım, bütün peynirlerde yaptığımız, sütü alıp, pıhtılaştırıp, suyunu ayırıp, peynirine göre işlemek ve sonra da gerekiyorsa olgunlaştırmak, tuzlamak şeklindeydi.
Hellimi de, tabi ki, hemen evde denedim. Isıtmayı, kültür ve maya katmayı artık öğrenmiştim. Beklemeye de alışmıştım, ki bunda beklemeler daha kısa kısa oldu..
Öncekilerden farklı olarak, kestikten sonra, telemeyi ısıttım.
İki ayrı tencerede 20 dakika boyunca telemeleri karıştırmak eğlenceliydi.
O arada güzel bir playlist iyi geldi. Müzik dinleyince, vakit daha çabuk geçti..
Arkadaki tencerede de cendere bezleri kaynıyor..
Çok seri çalışıyorum, görüyorsunuz..
Isıtılınca, telemelerin içlerindeki sular çıktı ve büzüştüler..
Daha ufak tefek teleme parçacıkları oldular.
Bakın kaşarın telemesi böyleydi:
Artık tecrübeli oldum ya, iki ayrı teleme hazırlayıp, onları eş zamanlı olarak karıştırıp, eş zamanlı olarak asabildim..
Sonra yine baskı..
Ama bu defa daha az ağırlık ve daha az zaman..
5 kiloluk dirhem ve yarım saatle işi hallettim.
Geriye, kesmek ve yarım saat, 40 dakika kadar, kendi suyunda
haşlayıp, tuzlamak kaldı.
Ve geleneksel şekilde ikiye katlamak..
Daha detaylı bilgi için:
Herkes canının çektiğini yapabilmek ve yiyebilmek
lüksüne sahip olsa ne iyi olur..
Etiketler:
atölye,
evde_peynir_yapımı,
Happy_Hour,
hellim,
kültür,
maya,
peynir_mayası
27 Kasım 2014 Perşembe
Evde Kaşar Peynir Yapımı
Peynir yapma işine bir defa kendini kaptırınca, insan hepsini öğrenmek istiyor. Beyaz peynir işine meşakkatli mi diyordum? Kolaydan zora doğru gidiyoruz, kaşarı ne siz sorun, ne ben söyleyeyim!
Etiketler:
atölye,
evde_kaşar_yapımı,
kaşar,
kültür,
künefe,
maya,
Nejat_Pars,
peynir,
teleme
31 Ekim 2014 Cuma
Evde Beyaz Peynir Yapımı
Etiketler:
beyaz_peynir,
evde_peynir,
kültür,
maya,
Nejat_Pars,
peynir_atölyesi
25 Eylül 2014 Perşembe
Ekşi Mayalı Ekmek
Sağlıklı beslenmeyle ilgili ne varsa öğrenmeye can atan, nerede bir yazı, bir kitap, bir atölye bulsa kendini kaptıran, Karatay hocanın söylediklerini can kulağıyla dinleyip, ama ekmekten, şekerden vazgeçmeyi aklından bile geçirmeyen biri olarak, Yaşam Dostu Gıda Dayanışma Grubu'nun "Ekşi mayalı ekmek yapmayı öğretecekler," zannederek gittiğim bir toplantısıyla ve Nezih beyin anlattıklarını dinleyince başladı her şey!
Etiketler:
ekmek,
ekşi_maya,
ekşi_mayalı_ekmek,
Karakılçık,
Kızılca,
Sarıbuğday
23 Eylül 2014 Salı
PROBİYOTİK TURŞU & SİRKE ZAMANI
Bu yıl leyleği havada gördüğüm için domates sosları, reçeller ve marmelatlara elim değemedi. Hayat limon verirse limonata yaparım. Elde ne var, evde yaptığım yoğurt var, ev yapımı sirke var, kolaylıkla ulaşabileceğim (İpek Hanım Çiftliği'nden 2 günde geldi) ilaçsız hormonsuz yayla elması, kornişon salatalık, sarmısak var. Demek ki neymiş? Probiyotik turşu ve sirke yapabilirmişim...
17 Eylül 2014 Çarşamba
Daha Yakından Metin Hara
Metin Hara. Henüz 30'lu yaşlarının en başında. Deli dolu. Eğlenceli. Oğlunuzla görseniz, eve PlayStation oynamaya gelmişler sanacağınız genç bir adam. Muhtemelen oynuyordur da.
Tanımlamaların dışında. Hem kişisel gelişimci hem yazar hem fizyoterapist hem şifacı ama ona sorarsanız hiçbiri de değil. Musevi bir aileden gelmesini bile, "Anne ve babası Musevi olan biriyim," şeklinde açıklıyor. Etiketsiz olmayı, sadece insan olmayı yeterli bulanlardan.
Ekşi sözlükteki tanımıyla: Mısır teknikleri kullanırken tespih çeken, Kabala teknikleri kullanırken Tasavvuf müziği dinleyen biri.
Günlerdir her açtığınız gazetede onunla yapılmış bir söyleşiyle, her gittiğiniz kitapçıda onun kitaplarıyla, imza günleriyle karşılaşıyorsunuz. Hiç durmadan eğitim veriyor, seminerler düzenliyor, hatta daha geniş kitlelere ulaşmak için yeni bir akademi açmanın eşiğinde.
Bu yoğun tempo içinde benimle söyleşi yapacak vakti olamayınca, ben de her iki eğitimini de almış ve Metin'i bire bir tanımış biri olarak, kendi gözümden Metin Hara'yı anlatmayı seçtim.
Kim olduğunu bilmeyeniniz kalmışsa kendi web sitesinden alıntıyla:
1982 yılında İstanbul’da doğdu. Üsküdar Amerikan Koleji’ni bitirdikten sonra Çapa Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon bölümünde eğitim hayatını tamamladı.
Seneler içerisinde “tamamlayıcı tıp” diye tanımladığı birçok tekniğin eğitimini aldı.Yıllar boyunca bu öğretilerin içinde kendini geliştirdikten sonra son 10 yıldır profesyonel anlamda Tamamlayıcı Tıp ile tedavi çalışmaları yapmaya başladı. İnsan sağlığına olan “bütüncül” yaklaşımı, insanın hayal gücüne sığmayan yetenekleri, insan zihnine sığmayan engin bilgisi ve insan bedenine olan sonsuz güveni sayesinde aldığı sonuçlar ile kısa sürede tıp camiasında yankı uyandırdı.
Metin Hara, sevginin ve düşünce gücünün neler yapabileceğini bilimsel ve uygulamalı olarak göstermektedir.
Seneler içerisinde “tamamlayıcı tıp” diye tanımladığı birçok tekniğin eğitimini aldı.Yıllar boyunca bu öğretilerin içinde kendini geliştirdikten sonra son 10 yıldır profesyonel anlamda Tamamlayıcı Tıp ile tedavi çalışmaları yapmaya başladı. İnsan sağlığına olan “bütüncül” yaklaşımı, insanın hayal gücüne sığmayan yetenekleri, insan zihnine sığmayan engin bilgisi ve insan bedenine olan sonsuz güveni sayesinde aldığı sonuçlar ile kısa sürede tıp camiasında yankı uyandırdı.
Metin Hara, sevginin ve düşünce gücünün neler yapabileceğini bilimsel ve uygulamalı olarak göstermektedir.
Peki Metin Hara ne anlatıyor?
Kısaca nasıl evrenle bir bütün olduğumuzu, hepimizin bir olduğunu, seçimlerimizle aslında dilediğimiz "her" hayatı yaşamaya muktedir olduğumuzu anlatıyor.
Bu çok basit oldu, değil mi?
Aslında bu kadar basit.
Ama asıl becerisi bunları bilmesi veya anlatması değil - çünkü söyledikleri bilinmeyen şeyler değil, kadim bilgiler ve bunları anlatan binlerce kitap, binlerce kişisel gelişimci, spiritüel lider var - asıl becerisi ve bence yaptığı en önemli şey sizi buna ikna etmesi ve içselleştirerek yaşamınıza katmanızı sağlaması.
Onun veya başkalarının eğitimlerine katılanlar, zaten ilgilenenler, okuyanlar, araştıranlar Metin'den pek de fazla şey öğrenmeyebilirler. Belki havada kalmış bazı bilgilerinin nasıl daha ayakları yere basar hale geldiğini veya pratikte nasıl daha kolay uygulandığını görürler. (Çünkü Metin vermek istediklerini, çok ciddi çalışmalar sonucunda, çok güzel formüle edilmiş, güzel derlenmiş bir paket halinde sunuyor. Bu da onu diğer eğitmenlerden ayıran önemli bir detay.)
Reiki'den NLP'ye; Kuantum Dokunuş'tan EFT'ye; nefes çalışmalarından yogaya; yogadan chi gong'a; Louise Hay'in kitaplarından Barbara Brennan'ın, Deepak Chopra'nın, Dr. Wayne Dyer'ın eğitimlerine, seminerlerine, kitaplarına. Sonunda hepsi aynı yere varıyor. Aynı "hakikat"e ulaştırmaya çalışıyor. Metin bunların hepsinden harika bir sentez yapmış gibi.
İşin en önemlisi Metin'in kitabı sayesinde ulaşmayı başardığı asıl kitle konuya pek de ilgisi olmayanlar. Hiçbir eğitime katılmayan, mevcut kitapları okumayan, sohbetlere burun kıvıran, farkındalıklarını yükseltmeye ve hakikate yaklaşmaya teşebbüs etmeyenler. İşte dünyevi ortama fazla kaptırmış, kendini dinlemeye bile vakit ayıramayan, sakinleşemeyen, hep koşuşturan, onun ifadesiyle sürekli "Beta beyin dalgasında yaşayan," ve hastalıklara davetiye çıkartan o geniş kitleye böyle bir kitap sayesinde ulaşmayı başarıyor Metin.
(Zihinlerini en çok dinlendirmesi gerekenler buna ayıracak hiç vakti/ilgisi olmadığını söyleyenlerdir ya aslında)
Yeni bir şey söylemesine gerek kalmıyor, çünkü zaten halihazırda söylenmiş ve kitlelere ulaşamamış pek çok şey var. Metin'in misyonu da belki o kadim bilgileri geniş kitlelere ulaştırmaktır, kim bilir.
Bu kadar genç yaşta, bu kadar önemli işler yaparken kendisini egosunun tuzağına kaptırmamayı da becermiş Metin Hara. Kitaptan önceki çalışmalarında da insanları bilinçlendirme eğiliminde olmuştu hep. Onlara bire bir şifa verip "Ben tedavi ettim," demeyi seçmeyip öncelikli olarak hastalanmamaları ve eğer hastalanmışlarsa da kendi kendilerine şifa bulmaya nasıl hazırlanacaklarını öğretmişti. Günümüzün "Hadi iyileştir beni," yaklaşımıyla kapısını çalanlara "Eğitimlerime gelin, kendiniz iyileşin," demişti.
Şimdi de "Kitabımı okuyun, egzersizleri yapın, kendiniz iyileşin, neşelenin, hayattan keyif alın" diyor.
Bilindiği şekliyle pozitif düşünmenin değil, pozitif "hissetmenin" anahtar olduğunu anlatmaya çalışıyor. Düşüncenin yapay olabileceğini, aslolanın his olduğunu tekrarlayıp duruyor. "Beyninizin stres düzeyini düşürün," diyor.
Siz de kendinize bir iyilik yapın. Dinleyin Metin Hara'yı! Ben dinledim.
Doğaya, evrene, kendimize güvensek, evrenle uyum içinde yaşasak ne iyi olur.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
.jpg)
.jpg)











.jpg)

.jpg)
.jpg)


.jpg)


.jpg)